Cesaretimiz Yok.

16/02/2011

Ne kadar anlamsız olursa olsun hayat, yaşıyoruz. Yaşamak zorunda olduğumuz için mi, yoksa gerçekten bağımlı mıyız?

Her gün aynı şeyleri yapmaya, aynı kaderle yüzleşmeye, sınırsız dert ve tasaya. Bunların içinde bizi çeken mahkum eden nedir? Sevdiklerimiz mi? Yoksa değişmekten, bilinmeye gitmekten korkumuz mu? Cesaret nasılda sınanmayınca yüreğimizde büyüyor.

Bence korkuyoruz, ölümden daha çok sonrasına karşı bir korkumuz var. Kendimize soruyoruz “bir yaratıcı yoksa? öldüğümüzde her şey bitecekse, hiçliğin kapısından girip çıkamayacaksak bir daha?” korkumuzu bastırmak için sarılıyoruz kutsal gördüğünüz şeylere, kimimiz dine, kimimiz ölümlülüğün zevklerine.

Bundan sonra başlıyor savaşımız, hangimizin yaptığı doğru diye, diğerinin kalbini inancını benliğini kırıyoruz. Bunu yaparken kendimizi de yok ediyoruz, farkında olmadan. Hepimiz bilmek istiyoruz ölümü ve sonrasını ama hiç birimizin onun yanına yaklaşmaya cesaretimiz yok.

Belki ikinci bir şanssın sen?
Belki mutlak son,
Kimine cennet bahçesi,
Kimine cehennem çukuru.

Anlamsız hayatı anlamlı kılar,
İnsanları zincirle dine bağlayan,
Cennetten arsa sattıran,
Sihirli kemalsın sen.

Her canlının nefesi,
Elindedir bu hayatın kellesi,
Kiminin fesi, kiminin kellesi,
Gerçeği anlatansın sen.

Korkular senden değil bilmezsin,
Alışkanlık ve para yle tatlı ki vazgeçemezsin,
Seni rüşvetle alıp satsalar 5 kuruş etmezsin.
Fakirler için en değerli olansın sen.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.