Beyaz Düşlerin, Ateşten Perisi

Bir kibrit yaktın içimde, ıssızlığın ortasında büyüyen bir yangının başlangıcı gibiydi sanki. Büyüdüğü her yer aydınlanıyordu, karanlığımı yakarak büyüyordu. Daha derine indi daha fazlsını yaktı ateşin, daha da büyüdü ateşi ve ışığı git gide parçalandı içimde bir şeyler anlamadım. Öyle bir telaşla geçti ki zaman, nasıl ışık ve karanlık birleşti, nasıl tuttum elini anlamadım.

Kendinde beğenmediğin her şeyi beğeniyordum, istenmeyecek her şeyi istiyordum. Öyle sıcak ve parlak bir ışığın vardı ki eksik ya da kötü göremiyordum hiç bir şeyi sende. Gülümsüyordun, korkuyordun, utandığında daha da kızıla çalıyordu alevin. Yine de ışığının gölgesine geçip sırıtımı sana yaslamak ve kendimi yakmak mutlu ediyordu beni, utandığını bile bile. Çok mutlu olduğunda çiçekler açarsın ateşten , ben ise fırsattan istifade hepsini koklar, sen tamamen kızıla döner “yapma” diyemezdin. Ben çiçeklerin solana dek koklamaya devam ederdim. Bazı geceler ümitsizliğe düşerdin, küçülürdü alevin artık yine ne yaptıysam ben, usulca sen gelirdin yanıma, yenerek tüm korkularını “sarılır mısın” diye sorardın gülümseyip, sadece sarılmam derdim sana. Ne demek istediğimi anlar “Başka ne yapardın ki?” diye sorardın utanarak, görürsün şimdi deyip okşamaya başlardım seni. Her dokunuşumda sana yanardı ellerim biraz daha, yine de geri çekemezdi beni hiçbirşey tamamen yanarak bitse de varlığım sorun değildi. O an, karanlık varlığımın son bulmasına da değerdi.

Çok tatlı olurdu sitemlerin, parlayıp sönmelerin. Kızgın kızgın bakarken sen, hiç birşey olmamış gibi umursamadan gelip öperdim dudaklarını, konuşmana müsade etmeden gelirdi dokunuşlarım yine kızarır bir şey söyleyemezdin. Sabahları senden önce uyanıp seni saatlerce izlemek isterdim her zaman, fakat sana saatlerce bakmaya dayanamayacağımı bilir, o masum duruşunu bozardım öpücüklerle, bedenlerimizi bi kenara bırakıp sevişirdik, nasıl olduğunu anlayamadan, sen biraz duraklar gözlerime bakar başını atmayan kalbimin üstüne koyardın.

Mini kıskançlık krizlerine bile bayılırdım senin belli etmesemde,iki dakika cevapsız bıraksam sorularını paranoya yapardın. Sanki içimdeyken sen başka bir şey yapabilir mişim de sanki. Hiç seni düşünmediğimi sandığın zamanlarda aklımın hep sende olduğunu bilmezdin. Beyaz düşlerimin, ateşten perisi , yaksanda ruhumun tüm karanlığını yine de  benimle kal diyebilirim sana.

” Düşten, Düşe Notlar 1″

“11/09/2011”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.