Ben, Kendimi Özledim

Ortaköye yürüyorum, yanımda iki tane dostum var sohbete dalıyoruz. oradan buradan konuşmalar geçiyor. “Yalnızım” diyorum “Ne alaka ulan bir sürü kız arkadaşın var” lafı suratıma çarpılıyor. Gülümsüyorum onlara. Yalnızlık anlayışımızın ne kadar farklı olduğunu farkediyorum. Aklımda bir düşünce zuhur ediyor…  Ne çok derdim varmış farkediyorum. Büyüdükçe neler açmışım başıma nasıl saklanmaya çalışmışım  ve saklanamamışım, Değiştiğimi farkediyorum, sorumsuz vurdum duymaz halim kaybolmuş , çoğu şeyi kendine dert edebilen biri olmuş çıkmışım sanki. Farkettim Ben özlemişim Kendimi.

Gece 4 te denize gidip çırılçıplak yüzen,  fırtınada sahile çıkıp koşmaya çalışan beni özlemişim. Hastalandığında mırın kırın yapan etrafındakilerden ilgi bekleyen , kedi gibi mayışıp “banane benle ilgilenin” diyebilen biri olmayı ne çok özlemişim… Hiç bir sorumluluk almadan bir işe girip “sıkıldım ben” deyip çıkan beni özlemişim, insanları hiç umursamadan istediği şeyi yapan bunu yaptıktan sonra gülümseyerek vicdan nedir bilmeyen ben… Ne kadar çok değişmişim ben.

Şimdi bakıyorum da kendime, rahat hiç bir şeyi düşünmeyen biriyken şu anda her şeyi planlayan ona göre yaşayan , bu planlarda aksaklık olunca canı sıkılan birine dönüşmüşüm. Stres nedir bilmezken elinde stresten fazlası olmayan bir adam olmuşum, kitapları zevk için okurken şu anda okumak zorunda olduğum için gelişeceğim de gelişeceğim diye tutturan birine dönüşmüşüm. Hiç bir vucuttan haz alamayan, bir insanla sadece o istediği için sevişebilen kalbinde bir ritm değişikliği bile olmayan biri olmuşum, Fiziksel olgulardan zaten tatmin olamayıp, duygusal bir şeyler peşinde gezebilirken geçmişte, şimdi onun da arayışından kopmuşum. Dalından düşen yaprak gibi hava boşluğuna bırakmışım kendimi.

“Dur” diyememişim içimdeki öküze. İstemişim de istemişim. İsterkende bencilliğimi kaybetmişim, “iyi” diye nitelendirilen insanlar grubuna girmişim. Kimseye acı çektirmeden iyi olabilir mi bir insan bunu hayal dahi etmek istemiyorum.

Özlüyorum;

Gece Yüzmeyi
Fırtınada Koşmayı
Sabah Ezanıyla Mangal yakıp, Mangalın üstünde Tavuk butu pişirmeye çalışırken Meyve ağaçlarından meyve toplamayı.
Ava gitmeyi,
Dereye Bağ Yapıp derede yüzmeyi.
1.5 Metrelik derinliği olan yere 4 metreden atlayıp kafamı gözümü kırar mıyım , Ölür müyüm diye Düşünmeden Yaşamayı….
Bir kadının teninden haz alabilmeyi, Dudaklarımın şehvetle birine dokunabilmesini, hesap yapmadan sevişebilmeyi, umutsuzca sevebilmeyi(ulan ben hiç sevmedim ki umutsuzca bunu nasıl özlüyorum)

BEN ÖZLEDİM BENİ… ÇOK ÖZLEDİM.

“15/01/2010”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.